Yolum Vuslat Sonum Vuslat #2

Mayıs 08, 2018
Akşam sekiz gibi Uşak otogara iniyorum, dokuz gibi bir kafede kafamı dinliyorum.
Direk İzmir - Eskişehir yapamayacak kadar kafam yorgun ve kaygılarla dolu...
- Acaba kızımı görebilecek miyim? 
- Gerçek babasının ben olduğumu öğrendi mi? 
- Öğrendiyse ne zaman öğrendi? Geçen seneye kadar bilmiyordu.
- Beni ben olarak mı biliyor yoksa kötü bir adam olarak yoksa iyi bir adam olarak mı? 
- Beni bilmiyorsa, yüreğim bir yabancı gibi görmeye nasıl dayanacak? 
- Acaba geçen yaz 16-21 tansiyonları görüp kalp spazmına çelme takan kalbim bunu kaldırabilecek mi? 
- Psikiyatri Dr. Adem bey "Senin kızını görmeye değil kavuşmaya ihtiyacın var, görüp geri gelirsen hayatının en büyük depresyonunu yaşarsın demişti." doktorumu görmeden yola çıktım, zaten iki buçuk senedir sözünü dinlemiyorum tansiyon ilaçlarım harici ilaç kullanmıyorum. Bir yandan da hiç bir şey kızımdan önemli değil diyorum yolda giderken. 


Neyse gelelim bu düşüncelerden uzaklaşmak için uşakta verdiğim molaya. Uşak'ta benim özellikle son 4-5 yılımda büyük destekçim olan deliler delisi bir arkadaşım var, kafama göre kafe sordum, hatun bana "senin kafana göre kafe Uşak'ta yok" diyor. Durumu düşünün artık :) 

Neyse efenim ayaklarım yalnız bırakmadı beni ilk gördüğüm taksiciye kafelerin bol olduğu bir cadde sordum "Bir km uzakta atla" dedi. "Ne atlayıp 10TL sana bayılcam" der gibi "sağol abi" dedim, başladım yürümeye. Zaten yürümeyi seviyorum, ayrıca bu bacaklarla yürüyor muyum yoksa çölde başı boş bir deve mi koşuyor belli değil. 
On dakikada vardım caddeye beş dakikada kafama göre bi mekan buldum, uşaktaki kâdim arkadaşımada faydam dokundu gidip gidip o kafede takılıyor şimdi :)

Kafede otururken yine boş durmadım bir kaç satır yazdım, yazdığım yazı aşağıda sizi bekliyor...



Bazı insanlar bazen bilmediği bir şehre gider, hiç bilmediği bir kafeye oturur. Bazı insanlar bazen hiç bilmedikleri bir şehirde hiç bilmedikleri bir kafede, hiç bilmediği fakat hep beklediği birinin izine rastlarlar ve o kişi belki bir gün gelir umuduyla oraya yerleşirler. Bu kimi zaman bir ayak izi, kimi zaman bir parmak izi, kimi zaman bir saç teli, kimi zamanda daha önce hiç duymamasına rağmen çok tanıdık gelen bir koku olabilir...

Bazı insanlar bazen hiç bilmediği bir şehre gider, hiç bilmediği bir kafeye oturur. Bir fincan çay, bir kaç dal sigara ve bir müzik eşliğinde kafasını toparlamaya çalışır ve kalkıp hiç durmaksızın yoluna devam eder ve bazı insanlar bazı şehirlere ömründe sadece bir kere uğrar...

6.2.2018

Kafede çayımı içerken Melike Şahin'i keşfettim, sonra otogara dönüp ilk otobüsle Eskişehir yoluna çıktım. Yolda boş durmadım yine bir kaç satır yazdım.



Yolları anlatan hiç bir masal yola ait değildir. Yolları anlatan masalları o yoldan geçenler yazar. Yolda gidene yolcu dense de her yolcu gittiği yolda gitmeye gönüllü değildir. Kimi yolcu yolun sevdalısıyken, kimi yol da yolcunun en büyük belasıdır. İnsan yolcu olduğu sürece bitmez yollar, yol oldukça yolculuk devam eder ve bazen bazı yollar o kadar uzundur ki yolcu haddinden fazla yorulur....

Bir kaç saatte Eskişehir'e vardım, Halil, Eskişehir girişinde karşıladı beni. Alelacele bir kahve içtik "Kırk yıl hatırı kalsın" dedik, sonrasında beni otele bırakıp evine gitti.



"Bu konuyu paylaştıktan sonra hakkımda bölümünü kaldırabilirim yada yeniden düzenleyebilirim, facebook ve instagram hesabımdan blog linkini kaldırdım bile, instagramda mahlas kullanmayı kişisel fotolarımı kaldırmayı düşünüyorum, blogda ismim bilinecek fakat soyisim bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada tamamen gizli kalacak, kızıma yazdığım şiirlerin hepsini kaldırdım, 25-30 yaşından önce okuyup psikolojisi bozulsun istemem, ömür boyu okumasa daha iyi olur diye düşünüyorum. Çıktı alıp saklayabilirim yada tamamen silebilirim fakat bariz kızıma yazılmamış şiirler var, o şiirler kızıma etiketi olmadan blogda kalacak. Aslında bundan sonrasını tamamen zaman gösterecek fakat bildiğim bir şey var inşallah her şey daha güzel olacak.

Ben bunca yıl kızım bu konuda en ufak bir acı çekmesin diye acı çektim, şimdi kalkıp onun hayatını yok sayamam ki bunca yıldır hayatımı ona adadım. Şimdi tam sırasıyken bunlarıda belirtmek istedim..."

8.5.2018 - KaramsarKorkuluk

Paylaş

Hep kelime cambazı dediler benim için, kimse fark edemedi kelimelere tutunup nasıl cambazlık ettiğimi yaşamak için!

Benzer Yazılar

SONRAKİ YAZI
« SONRAKİ YAZI
ÖNCEKİ YAZI
ÖNCEKİ YAZI »

2 yorum

YENİ yorum
Ece Evren
BLOG SAHİBİ
10 Mayıs 2018 00:38 Yorumu Sil

Bilal, merhaba. İnternet o kadar yavaş ki ama ben bu gece yazdıklarını anlamak için sabredeceğim. Aslında bu saatlerde kitap okuyorum. İstanbul'un havası çok gıcık. Çabuk değişiyor. Dışarıda şimşek çakıyor ve ben çok korkarım. Elli yıldır yaşadım şu şehirde, kızım ve torunumdan başka mutlululuk tanımam.
Bazı yayınlarını silmişsin, haklısın. Onca sene evlat hasreti çektin. Kızın okumamalı tabii ki.
Uşak genç kızlığımın geçtiği yer. Anılarım çok. Artık görsem de geri gelmeyecek bir yığın anı... Aslında seni nereden takip edeceğiz bundan sonra? Bana senin yazdıkların çok ilginç geliyor. Bir tüyo verseydin...Sevgiler oğlum. BOL ŞANS DİLERİM...

Yanıtla
avatar
Karamsar Korkuluk
BLOG SAHİBİ
11 Mayıs 2018 21:15 Yorumu Sil

Abla blog açık olacak, yazabildiğim kadar yazarım yine aklıma gelenleri. Şu sıralar ruhsal olarak rahat değilim, o yüzden boşluyorum blogu.

Yanıtla
avatar