Büyük Mesele

Ocak 29, 2018 4

Gecenin karanlığına sığındım, yangın yerinde unuttum yüreğimi...
Alışkınım canıma saplanan cam kırıklarına ve alışkınım canım ne kadar yanarsa o kadar fazla uyumaya...

Ben beynime canım yandığında saatlerce uyumayı, kimliğimin baba hanesinde adını taşıdığım herifin beni öldüresiye dövdüğü, annesiz ve kardeşsiz kaldığım yıllarda öğrettim... 

Mesele gözün göremeyeceği kadar büyükse mesele yokmuş gibi gelir insana, insan bilmez ki aslında en büyük mesele burada saklıdır...

29.1.2018 / - KaramsarKorkuluk

Kürtaj İzleri

Ocak 28, 2018 0

Ben, seni sevmeye
kıyamadım biliyorsun
Sen, beni sevmeye
kıyamadın biliyorum

Kimseye kıyamayan biz
yaşanılası bir sevdaya
kendi ellerimizle
daha doğmadan kıydık

Elim elini 
tutmamış olsa da
Gözüm gözüne 
bakmamış olsa da 
İkimizde günahkarız 
herkesten fazla

Kimseye kıyamayan biz
yaşanılası bir sevdaya
kendi ellerimizle 
daha doğmadan kıydık

Bana kıyamayan sen
sana kıyamayan ben
birbirimizin yüreğinden
kendimizi söküp aldık

Kimseye kıyamayan biz
yaşanılası bir sevdaya
kendi ellerimizle
daha doğmadan kıydık

El ele verip
dünyanın en kanlı
kürtajını gerçekleştirdik
bir sevinin katili olduk

Şimdi hangi yüreğe
hangi yüzle girebiliriz
hangi yürek sahiplenir
senin ve benim gibi bir katili

Şimdi hangi aşkla yıkansak
temizlenir ki elimizden
dilimizden ve yüreğimizden
kürtaj izleri...

26.1.2018 / - KaramsarKorkuluk


Kedili Park Kuytu Bank #9

Ocak 24, 2018 0

Sakın bana aşık olma! Ben aşka inanmayan hasretlere tutsak bir adamım...
Bu gece yine uyku tutmadı, kedili parka inip bir sigara yaktım. Sonra da yokluğunun koynuna uzanıp, varlığını düşünmeye başladım ve sana sarıldım her zaman yaptığım gibi...

Cesaretin ve gitmemeye niyetin varsa gel bul beni, son zamanlarda adresimi  ben bile hatırlamıyorum, inan ki unuttum...

Cesaretin ve gitmemeye niyetin varsa gel sev beni, benim aradığım şey ömürlük bir huzur, hasretlerimi dindirecek bir sevdaya tutulmak istiyor yüreğim, son yıllarda birinin elinden tutup yürümek nasıl bir şeydi hatırlamıyorum, inan ki unuttum...

Sakın bana aşık olma, ben aşka inanmayan hasretlere tutsak bir adamım...
Beni seveceksen dümdüz sev, çoktan toprak olan bu devirde kalmadı dediğimiz eski insanlar gibi bir sıcak çorbada huzur bulalım, bir bardak çay neşemiz olsun, sahile gidip yorulana kadar çekirdek çitleyelim...

Akşamları eve gidebilmek için saatleri sayayım, mesainin bitmesini iple çekeyim, dünyanın en lezzetli yemekleri senin bana benimde sana yaptıklarım olsun. Bazen eve gelir gelmez mutfakta açım diye diye deli gibi ortalıkta dolanırken sen bana bütün gün neler yaşadığını anlat.

Mesela bir kış günü beraber film izlerken ben bu filmi sevmedim deyip kalkıp kapat ve koşa koşa diğer odaya git ve yine koşa koşa gülerek elinde bir kitapla yanıma gel, kitabı bayram şekeri gibi tutuştur elime, heyecanını hissettirerek " Bak bu kitabı yeni aldım biraz okudum, tam senin sesine göre bir kitap" diye anlatmaya başla. Ben okumamak için naz yapayım, sen okutmak için şirinlik yap "Okursan öperim diyerek" bana fırsat ver. "Her sayfaya bir öpücük" diyerek pazarlığı başlat, her paragrafa bir öpücükte anlaşalım. Ben sana kitap okuyayım, sen beni öp ve saatlerce sürsün bu anlaşma. 

Sakın bana aşık olma, ben aşka inanmam seveceksen dümdüz sev.
Bana hep sevgiyle bak, bana sevdiğini hissettir başka bir şey istemem.
Bir şiirde okumuştum, bunları yazarken aklıma geldi "Öyle bir sev ki beni bana bakanlar yüzümde seni görsünler" diyordu. 


Hava çok soğuk üşüdüm, kış günü gecenin köründe parkta oturmak belkide tanımadığın birine yazılar yazıp beklemekten daha büyük bir delilik. İnan ki hava çok soğuk ve gerçekten üşüdüm, fakat şunu bil ben yokluğunda dört mevsim şu andan daha fazla üşüyorum ve ısınmak için düşüyorum senli düşlerin peşine...

Şimdi eve çıkıp yatıp uyumalıyım iki saat daha, sabah işe gitmem gerek ve akşam mesai var. Biliyorum işim zor fakat hiç bir iş senin yokluğundan daha ağır değil...

Bugün yine seni bekliyorum
artık bekletme, lütfen çık gel...

Adresim belli ve hiç değişmedi
kedili bir park, en kuytu bank. 
Gündüz ise bir ağaç gölgesi
gece ise karanlığın en derin bölgesi...

24 Ocak 2018 / - KaramsarKorkuluk


Leyla

Ocak 05, 2018 6

Ben ki gördüğü her güzelliğin içinden
bir hüzün bulup çıkaran adam
Görmedim hiç bir yetimin yüzünde
senin gözlerindeki elemi
ve görmedim hiç bir öksüzün avuçlarında
yüreğinde gizlice sakladığın umudu...

Sen ki gülüşleri arasına
bir kuşun özgürlüğünü saklayan
Sen ki yaralı bir serçenin çaresizliğini
titreyen ellerinde taşıyan
Sen ki bakışları bile tutsak
güzeller güzeli bir kadın
Söyle bana sen bu dünyaya
kimin Leyla'sı olmaya geldin?

15.5.2017 - KaramsarKorkuluk

Devrim Solu(ğu)mda

Aralık 11, 2017 2

Ben bu hayata hep asiydim
devrim türkülerim vardı yüreğimde,
zamanla koyu bir solcu olacaktım...

Sonra solu(ğu)ma sen girdin h'ayalim
bu olay benim için büyük bir devrim oldu
şimdi ne yana baksam asılsız bir hasret,
bir sürü sureti şiirlerimde ve bende kalan...

Sonra sen geldin h'ayalim
bazen seninle her hangi bir eylemde
el ele tutuşup yürüdüğümüzü
hatta büyük bir meydanın ortasında
dudaklarından deli gibi 

öptüğümü düşünüyorum 
fakat yanımda sen olmadığın için
hiç bir eyleme katılmıyorum...

Sonra sen geldin h'ayalim
bakışını, sesini, nefesini
ve kokunu bilmediğim sen
ve ben siyaseti sevemedim,

sensiz, kimsesiz ve sessiz gecelerimde
yokluğunda seni sevdiğim kadar...

Fakat her zaman ezilenden yanayım,
kendim kadar ezilenlerden yana
ve sen yokluğun kadar benimlesin
ve sen en az kendim kadar s/aklımdasın...

11.12.17 / - KaramsarKorkuluk



Kedili Park Kuytu Bank #8

Aralık 10, 2017 2
"Artık bekletme, gel!" diye yazmak geldi içimden...
Bugün pazar...

Kahvaltımı yaptıktan sonra alelacele masamı toparlayıp çayım ve sigaram için yer açtım. Masanın üstünde duran bir kalem birde not kağıdı sanki göz kırptı bana. Önce elimi kaleme attım, sonra hiç dokunmadığım saçlarını düşünerek kağıdı okşadım biraz. Henüz biz olamamış bizi düşündükten sonra, küçücük not kağıtlarına uzun uzun seni yazmak istedim fakat beceremedim.

Zaten yüzünü, sesini, nefesini, kokusunu ve ellerini bilmediği bir kadına ne yazabilirdi ki benim gibi bir adam? Kocaman harflerle "ARTIK BEKLETME! GEL! " diye yazmak geldi içimden fakat kalkıp çöpten hatun çizdim kağıda, üzerine şile bezinden yapılmış bol bir elbise giydirdim, kar beyaz renginde, eteği diz kapaklarında biten ve adına sen dedim. Bir bilsen bugün bu resmi ne kadar çok sevdim...

Sensiz beni ve seni düşünürken son sigaramı yaktım ve bir kaç paket sigara almak için evden çıktım. Evden çıkarken ev terliklerimi çıkarıp sokak terliklerimi giymiştim ve kış günü ayağımda terliklerle cadde ortasında yürürken dilime "terliklerimle gelsem sana" diye bir şarkı dolandı... 
Seni yokluğunda var eyledim ve ona sarıldım gecelerce...
Hep böyle yaparım zaten, yüzlerce kişilik kalabalığın içinde bile yalnızlığımın koynuna saklanıp, şarkılara sığınır ve sana sarılırım. 

Ben caddelerde sokaklarda yürürken genelde elimde sigaram, kolumda sırt çantam, başım öne eğik dalgın dalgın yürürüm ve bazen gecenin bir vakti eve gelirken yada sabahın köründe işe giderken bile seni düşlüyorum ve bazen bir uçurum gibi sana düşüyorum seni düşlerken...

Acaba sende benim kadar yalnız mısın? Acaba sende benim kadar kimsesiz misin? Yollarda yürürken benim kadar dalgın mısın? Acaba sen benim şehrimde misin yada bir gün şehrime gelir misin? Ne olur benim kadar dalgın yürü sokaklarda, ben artık seninle her hangi bir yerde, her hangi bir saatte çarpışmak istiyorum ve dalgın olduğun kadar dikkatli ol lütfen, sen bana varana kadar sana zarar gelmesini istemem, bana vardıktan sonra ise sana hiç bir şeyin zarar vermesine zaten izin vermem...

Marketten sigaramı alıp eve dönerken yine kedili parka gidip kuytu banka oturdum, her zaman yaptığım gibi...

Bugün yine seni bekliyorum
artık bekletme, lütfen çık gel...

Adresim belli ve hiç değişmedi
kedili bir park, en kuytu bank. 
Gündüz ise bir ağaç gölgesi
gece ise karanlığın en derin bölgesi...

10.12.2017 / - KaramasarKorkuluk


Günaydın Dünya'm

Aralık 05, 2017 0

Günaydın dünya,
merhaba hayatım.
Günaydın kendim,
şükür uyandın...

Sanada merhaba viran ömrüm
sakın kaybetme umudunu
biraz daha dayan vuslat yakın...

Dayan yüreğim
lütfen atmaya devam et
ne daha yavaş ne daha hızlı
bu tempo iyi ve durma sakın
henüz çok erken
ve hiç zamanı değil durmanın...

Dayanın puslu gözlerim
sakın tutulmayın sağanaklara
size güneşli günler göstereceğim...

Dayanın titreyen ellerim
dayanın yorgun bacaklarım
sizi masmavi sularda yüzdüreceğim...

Dayan tek dayanağım, sırdaşım
arkadaşım, tek dostum Karamsar
dayan rüsva etme beni
vuslat çok yakın ve yıkılma sakın
sana huzurlu bir hayat vereceğim..

5.12.2017 / - KaramsarKorkuluk

Kedili Park Kuytu Bank #7

Kasım 27, 2017 2
Bu zamana kadar bulamadın ya beni ve hala yoksun ya hayatımda, bazen derin bir yalnızlığa çivilenmiş gibi hissediyorum kendimi...
Bugün yine seni bekliyorum
artık bekletme, lütfen çık gel...

Adresim belli ve hiç değişmedi
kedili bir park, en kuytu bank. 
Gündüz ise bir ağaç gölgesi
gece ise karanlığın en derin bölgesi...

Oysa sen ki ben sana genelde h'ayalim diyorum ve sen bunu bilmiyorsun.
Sen canımın ta içindeki, sen beklediğim, sen ismini cismini, sesini, nefesini bilmeden özlediğim ve sen geldiğinde her şeyden çok sevmeye niyetli olduğum ve sen sevdiğimde boyun ve omuz çukurunu öpmek istediğim ve sen h'ayalim nedense rüyalarıma bile gelmiyorsun ve bilmiyorsun yokluğunda nasıl d'üşüyorum...

Bugün uzun uzun yazamayacak kadar yorgunum lütfen kusuruma bakma, fakat henüz sana yazmadan uyuyacak kadar huzura sahip değilim. Bu cümle yüzünden sanma ki sana yazmadığım geceler huzurla uyuyorum, benimki olsa olsa aşırı yorgunluktan bir çeşit sızma şekli olur ki ben uykusuzluktan sızdığım gecelerde bile hasretimi beynime satır satır yazarken, tutkumu yüreğime nakış gibi işliyorum...

Bugün yine seni bekliyorum, artık bekletme, lütfen çık gel...

27.11.2017 / - KaramsarKorkuluk

Kedili Park Kuytu Bank #6

Kasım 22, 2017 0
Ne zaman düşsen aklıma, yüreğimden kalemime bir kaç satır düştü ve ne zaman değse yüreğime yokluğunun buz gibi soğuk varlığı, gözlerimden bir kaç damla yaş düştü... 
Ben bir düş kurdum senli benli
ve düştüm o düşün içine...

Seni yokluğunda var eyledim
olmayan varlığını yâr eyledim
ve  ona sarıldım gecelerce
ki şiirli gecelerim var benim
sadece senin için yazdığım
sesimi ve izimi bıraktığım
ve sadece senin için yandığım... 

Ben bir düş kurdum senli benli
ve düştüm o düşün içine...

Seni yokluğunda var eyledim
olmayan varlığını yâr eyledim
ve  ona sarıldım gecelerce
ki sihirli gecelerim var benim
parmaklarımı parmaklarının
arasına sıkı sıkıya geçirdiğim 
saatlerce bir başıma dans ettiğim,
bilmediğim kokunu 
ciğerlerimi parçalarcasına
bir nefeste içime çektiğim,
usulca alnından öptüğüm
ve başını göğsüme yaslandığım...

Bir düş kurdum senli benli
ve düştüm ben o düşün içine...

Seni yokluğunda var eyledim
olmayan varlığını yâr eyledim
ve sarıldım ona sonsuz kere.. 
Belkide kendimi unuturken
çoktan unutmuştum  
yoktan var olmayacağını
ve belkide kendimi unuturken
çoktan unutmuştum  
bu dünyada güzel düşlerin
gerçek olmayacağını...

Bir düş kurdum senli benli
ve düştüm ben o düşün içine...

Kimsesiz bir unutulmuşluk 
ve kalabalık bir yalnızlık içinde
hep gelmeni bekledim
hep gelmeni istedim
ve hep sana seslendim 
gel artık gel diye...

Bir düş kurdum senli benli
ve düştüm ben o düşün içine...

Kimsesiz bir unutulmuşluk 
ve kalabalık bir yalnızlık içinde
seni arayıp bulamadım
biz olmayı beceremedim
belkide bu yüzden
hata benim, suç benim...

Bu gecede her şeye inat
yine bir düş kuracağım senli benli
ve yine düşeceğim ben o düşün içine...

Anlasana be kadın
ben düş'tükçe sen oluyorum
ve ben düş'ledikçe senin oluyorum...

Bugün yine seni bekliyorum
artık bekletme, lütfen çık gel...

Adresim belli ve hiç değişmedi
kedili bir park, en kuytu bank. 
Gündüz ise bir ağaç gölgesi
gece ise karanlığın en derin bölgesi...

22.11.17 / - KaramsarKorluluk


Bir Varmış Bir Yokmuş

Kasım 21, 2017 0

Bana sen lazımdın, sen aşk sandın...
Bir varmış bir yokmuş, dünya denen gezegende yaşayan insanların çok azının bildiği bir evde kedisiyle yaşayan bir adam varmış. Adam insanların çok azının bildiği bir dilde konuşurmuş, bu yüzden yanlış anlaşılmaya alışıkmış ve adamı kim ne zaman yanlış anlasa belli etmeden doğrusunu anlatmaya çalışırmış ve bu yüzden kendisini yanlış anlayan insanlara kolay kolay kızmazmış... 

Çünkü dünya denen gezegende yaşayan herkes herkesi herkesmiş gibi değerlendirir, herkes herkesi herkesmiş gibi eleştirir ve herkes herkesi herkesmiş gibi yargılarmış...
Belkide bu yüzden kimse kimseyi dinlemez, kimse kimseyi duymaz ve hiç kimse kimsenin kimsesizliğini giderecek kadar kimsesi olamazmış...

Hatta ve hatta bu güzel gezegeni çirkinleştiren insanların en iyileri, en güzel yüreklileri bile yeri geldiğinde ön yargıların/ön yargılarının kurbanı olabilirmiş...

Dünya denen gezegende insanların çok azının bildiği bir evde kedisiyle yaşayan bir adam varmış.  Adam insanların çok azının bildiği bir dilde konuşur ve ihtiyacı olan herkese bedava masallar dağıtırmış ve adama bazı masallarını yazdıran bir ilham perisi varmış. 

Adam periyle karanlık bir mağarada karşılaşarak tanışmış ve perinin tıkırtısını ilk duyduğunda;
- Orada kimse var mı? diye seslenmiş fakat peri ses vermemiş. 

Adam ne zaman perinin tıkırtısını duysa,
- Orada kimse var mı? diye seslenirmiş fakat peri hiç ses vermezmiş.

Halbuki peri bir gün karşılık verip;
- Ben Peri'yim diye seslense


Adam;
- Karanlıkta ne yapıyorsun? Kimin kimsen yok mu senin? Yoksa sende benim kadar kimsesiz misin? gibi anlamsız sorular sorduktan sonra;

- Susarsan suyum var, acıkırsan ekmeğim var, sıcak çayım, kahvem ve hoş muhabbetim var fakat aşımı suyumu paylaşacak ve konuşacak tek bir arkadaşım yok diyecekmiş ve adamın o karanlık mağarada sadece bir yoldaşa bir arkadaşa ihtiyacı varmış.

Adam ne zaman perinin tıkırtısını duysa hep seslenmiş, fakat peri bir gün bile cevap vermemiş. Adamın sürekli yanında taşıdığı birde defteri varmış ve kendisi gibi biriyle konuşmaya o kadar çok ihtiyacı varmış ki peri sustukça defterine bir şeyler yazarmış.
Günler ayları, aylar yılları, yıllar birbirini kovalamış. Peri hep susmuş adam yazmış, peri susmuş adam yazmış, 
peri susmuş adam sürekli bir şeyler yazmış.

Yalnızlıktan ve yazmaktan yorulan adam bir gün uyuya kalmış ve adam uyurken peri adamın defterine sürekli neler yazdığını merak edip okumaya başlamış. Okudukça kendisini bir başka dünyada bulmuş ve okudukça kendisini o dünyanın içinde görmüş, tamda o sırada adam uyanmış, peri hızla kaçmaya başlamış. Mağara o kadar karanlıkmış ki ve adam yazılarında o kadar yüksek sesle konuşuyormuş ki peri iyice paniğe kapılıp bir kayaya çarpmış ve kanadı kırılmış.

Adam insan yerine peri olsaymış veya peri insan bedenine sahip olsaymış belkide kimse kimseyi yanlış anlamayacakmış... Fakat olan olmuş adamın kalbi, perinin kanadı kırılmış...


Bilmeyen gülmüş, bilen görmemiş, gören duymamış, duyan gitmiş, giden susmuş, adam ağlamış, masal bitmiş...
"Umarım perinin kanadı bir gün iyileşir, adamın kalbi ise muamma..."

21.11.17 / - KaramsarKorkuluk



Kedili Park Kuytu Bank #5

Kasım 21, 2017 2
Şems gibi aşk ile yanmaya hazırım, hasretini koyma çıkınıma bil ki bu yol uzun...
Eğer bir gün beni ararsan, beni nerede görmek istiyorsan o yere bak, beni orada bulacaksın ve seni bulduğumda beni koyduğun yeri kendime ve sana yakıştırırsam, emin ol ki bulunduğum yeri yadırgamadan orada kalırım ve yine emin ol ki yerimi yadırgamadığım zamanlarda hep anlayışlı, huzurlu ve mutlu olurum...

Bilmeni isterim ki artık seni her şeyinle sevecek ve severken yıkılmayacak hatta sarsılmayacak kadar güçlüyüm, fakat henüz seni her şeyinle sevmeye karar vermiş değilim. Bunun için önce beni bulman gerek ve beni bulduğunda, benimde en kısa sürede sende kendimi bulmam gerek, sendeki kendimle göz göze gelip uzun uzun izlemem ve birazda konuşmam gerek. Sendeki beni yüreğinde ve hayatında koyduğun yere yakıştırmam gerek ve sendeki beni sana yakıştırmam gerek...

Ben bunlar olmadan bendeki sen'e dinlenmesi için veya bir muhabbete başlamak için bir yer gösteremem ve ne yazık ki ben sessizce ayakta duran birine nasıl davranacağını bilmeyen biriyim. 

Seni rahat edeceğin bir yerde ağırlamak isterim ki bu muhabbet belki bir kaç saat, belki bir kaç gün, belki sen gidene kadar belkide ömür boyu sürecek. Bunu ben bilemem, sende bilemezsin. Hatta ikimiz bir araya gelsek biz bile bilemeyiz, bunu sadece yaradan bilir ve zaman gösterir...

Bil ki bende bir yerin var ve isterim ki benimde sende bir yerim olsun...
Belki akşam yemeklerimde yanımda oturursun, belkide yılda sadece bir kaç kere görüşürüz. Belki ömrümüzde sadece bir kere yüz yüze geleceğiz, belkide hiç...

Belki bana çok yakın bir yaştasın belki benden on yada on beş yıl sonra dünyaya geldin belkide daha fazla. Belki benden on yada on beş yıl önce dünyaya geldin belkide daha fazla. Belki hiç yoksun ve belki ben bile yokum...

Belki benden çok daha iyi durumdasın belkide benden daha beter. Belki beni bulana kadar çok zor günler geçirdin belki başına bir kaza geldi kötü şeyler yaşadın belkide hayatında her şey istediğin gibi yaşandı...




"Ruh eşini bulamamış her insan bu dünyada yalnızdır..."
Tamam kabul! 
Evet!  Ben ruh eşini arayan bir adamım, peki ya sen kimsin?
Belki beklediğimsin çok kısa zamanda geleceksin, belkide hiç kimsesin ömrüm beklemekle geçecek.  Söyle bana neyin ne kadar önemli olduğuna kimler karar veriyor bu dünyada? Kişinin kendinden başka...

Ne desem anlatamam yerini ve ne desem anlatamam nerede olmak istediğimi, yokluğunun varlığı kadar büyük bir sessizliğe sarılıp sussam ve hiç bir şey anlatmasam, anlar mısın?

Belkide Mevlana'nın nefesi değmiştir yüreğime, ne olursan ol gel diyorum, anlasana! 
Bende bir yerin var ve bir zigon sehpa gibi ileride sürekli yerin değişsin istemem. Belki ikimizin bir şekilde yüz yüze gelmesi gerekiyordur, belkide bir şeylerle yüz yüze gelmem gerekiyordur...

Benim bir dünyam vardı, dünyam Yusuf'un kuyusundan derindi, midesi Yunus'un balinasından büyüktü, çatısı Nazım'ın hücresinden dardı, işkencesi bol ziyaretçisi azdı, gündüzü kısa gecesi uzundu. Kâh Yusuf oldum kâh Yunus oldum, kâh Nazım gibi dört duvar içinde hasret çektim kâh Veysel gibi toprağı yâr eyledim, ben sana varmak uğruna acıyı bal eyledim, şerefimi ar eyledim yinede vazgeçmedim bir gün "gel" diyeceğim günden...

Şems gibi aşk ile yanmaya hazırım, hasretini koyma çıkınıma bil ki bu yol uzun...
Ya yoluma çık ansızın yada yol göster ruhuma, hiç kimsenin ve hiç bir şeyin yıkamadığı bu adamın, sahte insanların karanlığında tutsak gibi yaşamasına izin verme...

Ne olursan ol gel diyorum,
gel ki her şey yerine otursun,
gel ki yerimi bulayım,
gel ki yerimi bileyim,
gel ki herkes yerini bilsin...

Bugün yine seni bekliyorum
artık bekletme, lütfen çık gel...

Adresim belli ve hiç değişmedi
kedili bir park, en kuytu bank. 
Gündüz ise bir ağaç gölgesi
gece ise karanlığın en derin bölgesi...

20.11.17 / - KaramsarKorkuluk


Sadece Birikmişim Biriktiremememişim

Kasım 19, 2017 2

Korkmayın içimde biriktirdiklerimi yazmayacağım...
Zaten bunca yıldır içimde birikenleri yazmaya kalksam blogda sarf ettiğim kelime yığınlarının kare kökünü alıp milyonlarla çarpıp, çıkan sonucu yüz derecede kaynatıp, kaynayan suyla demli bir çay demleyip, masamda kupam ve bir adet kokusuz küllük ömrümün geri kalanında sadece yazmam gerekir sanırım, emin olun ki sizin okuduklarınız sadece içime sığmayıp dışarı taşanlar...

Neyse fazla uzatmadan konuya geleyim, bu başlığın konusu biraz farklı, yaklaşık üç haftadır bloga uğrayamadım fakat yazmaya ara verdiğimi sanmayın sakın. Sadece bilgisayar başına geçemedim hepsi bu, yoksa mobilden bile olsa fırsat buldukça bir şeyler yazıp facebook profilimde paylaşıyorum (sayfamda değil) ve üç hafta içinde profilimde asıl yeri blog olan sekiz paylaşımım olmuş, bunların bazılarına bir iki ufak rütuş yaptım bazılarını ise olduğu gibi kopyaladım  ve bu gece bloga tam sekiz başlık ekledim...

Aslında yazılarımı böyle biriktirip biriktirip bir gecede paylaşmak yorumlarınız bakımından sizi zahmete sokuyor ve bir çok yazım yorumsuz kalıyor, bu tamamen benim hatam. Ayrıca blogda paylaşmam gerekenleri önce facebookda paylaşıp profilimden buraya kopyalamakta alexa ve google sıralaması konusunda çok can sıkıcı oluyor, botlar resmen bloguma araklamacı muamelesi yapıyor, sonuçta yinede akıllanmıyorum =)

Neyse efenim sanki google aramada ilk sayfalarda çıksak ne olacak, günde 50-100 okuyucu fazladan bloga girecek bir kaç yazı okuyacak canı sıkılacak, belkide üzülecek, hiç iç açıcı şeyler yazmayı beceremedim ki... Belkide böylesi daha iyidir, belkide böyle düşünerek kendimi avutuyorumdur. Benim amacım hiç bir zaman popüler olmak olmadı zaten...

Cümleyi toparlayıp yatıp uyuyayım bari; Ana sayfada b
u başlığın altında gördüğünüz sekiz başlık bloga bu gece eklendi okursunuz veya okumazsınız, ben sadece haber vereyim dedim...

Hoşça kalın... 
😉😉😉

Kedili Park Kuytu Bank #4

Kasım 18, 2017 2
Şile bezinden yapılmış bol bir elbise olsun üzerinde diz kapaklarında biten...
Bugün yine seni bekliyorum
artık bekletme, lütfen çık gel...

Bana gelirken
makyaj malzemelerin çekmecede
parfümün aynanın önünde
kitabın komidinin üzerinde
ve canını sıkan her şey
ardında bıraktığın evde kalsın...

Tek bir kirpiğine bile
rimel sürme sakın
göz kalemini elinden bırak
asetonu aç, usulca ojelerini sil
öz kokunla bekliyorum seni
haberin olsun...

Evden çıkarken
çok şey alma yanına
narin omuzlarından dökülen
ve diz kapaklarında biten
şile bezinden yapılmış
bol bir elbise giy
kar beyaz renginde...

Seni görünce
diz kapaklarını bile
öpmek istemeliyim
fakat öpmemek için
sıkı sıkıya ellerini tutmalıyım, 
ellerini tuttukça her an
ateş sarmalı dört yanımı
yüreğim bir mum alevi gibi 
tir tir titrerken...

Hiç bir şey düşünme yanımdayken
ve bir şey düşünmeme izin verme
ellerinde titreyen ellerimi okşa önce
sonra avuç içlerimden öperek söndür beni, 
seninle yanmak istiyorum dercesine
alnından ve kirpiklerinden öperek
cevap vermeliyim sana...

Ben mum ışıklarının
aydınlattığı bir gecede
mum alevi gibi
tir tir titreyen
sesim ve yüreğimle
kulağına sevgi sözcükleri 
fısıldamak isterken,
yüreğimin hasretinle
tir tir titremesi
sence ne kadar adil?

Bugün yine seni bekliyorum
artık bekletme, lütfen çık gel...

Şile bezinden yapılmış
bol bir elbise olsun üzerinde
diz kapaklarında biten
çünkü ben deli gibi 
diz kapaklarını bile öpmek istiyorum
anla kaç asırdır bekliyorum seni
ve düşün ne kadar hasretim sana...

Bugün yine seni bekliyorum
artık bekletme, lütfen çık gel...

Adresim belli ve hiç değişmedi
kedili bir park, en kuytu bank. 
Gündüz ise bir ağaç gölgesi
gece ise karanlığın en derin bölgesi...

18.11.17 / - KaramsarKorkuluk


Kedili Park Kuytu Bank #3

Kasım 18, 2017 0
Masallar istiyorsan masallar anlatayım canımın içi...
Bazı zamanlar oldu uykuya ihtiyacı olan insanlara masallar anlattım, yaşına başına ve yaşıma başıma bakmadan... Gün oldu sana da masallar anlattım fakat sen farklıydın, senin uyumak için masala ihtiyacın yoktu, aksine benim anlatmaya ihtiyacım vardı. Bunu bile bile dinledin beni gecelerce, belkide beni sevmeye masallarımdan başladın ve belkide sen masallarımı dinlerken sessizliğinden başladım seni sevmeye...  Hiç kimse bunun farkına varamadı, ikimiz bile..

Kafamın içinde alakasız bir şarkı yankılanıyor şu an, üstat "yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, incinirsin" diyor, ardından Feridun "ama gitme Lavinya" diye devam ediyor ve ben seni düşünüp "ceketimi al üşürsün" diyorum...

Masallar istiyorsan masallar anlatayım canımın içi fakat ben artık masal anlatmak değil seninle masalsı anlar yaşamak istiyorum, lütfen artık susma ve ilk fırsatta çık gel...

Beni nerede görsen tanırsın
ve eminim ki tanısan seversin...

Adresim belli ve hiç değişmedi
kedili bir park, en kuytu bank. 
Gündüz ise bir ağaç gölgesi
gece ise karanlığın en derin bölgesi...

18.11.17 / - KaramsarKorkuluk