Kedili Şiir

Eylül 16, 2017 8

Bir kedi gibi bekledim seni
Bazen yanağımı pencereye yaslayıp
Bazen saatlerce yağmur altında ıslanıp
Öyle ürkek öyle yorgun
Öyle çaresiz ve ıslanmış
ve bir o kadar üşümüş... 

Bir kedi gibi bekledim seni
Bazen başıboş sokak ortasında
Bazen bir çocuk parkı bankında
Öyle boynu bükük öyle biçare
Öyle merhamet ve sevgi dolu
ve bir o kadar özlemiş...

Bir kedi gibi bekledim seni
Belki bir gün dönersin diye
Geldiğinde yanına kıvrılıp yatarım diye
Öyle hasret ve tutkuyla
Öyle bir başına ve yalnız
ve bir o kadar beklemekten bıkmış...

16.9.2017 / - KaramsarKorkuluk


Yarım Ömür

Eylül 13, 2017 0

Biliyorum ki
uzun bir ömrüm olmayacak,
ardımdan yarım ömür yaşadı
ve gitti dersiniz...

Tıpkı ömrü gibi
yüreğinide ortadan ikiye bölüp
bir yarısına kızı Cemre'yi
diğer yarısına hasreti doldurdu dersiniz...

Daha çocuk yaşta
kız evlat hasretiyle kavrulmaya başladı
bir gün kız babası oldu ama
yıllarca bekledi, kavuşamadan göçtü dersiniz...

13.9.2017 - KaramsarKorkuluk

İnsanlar Berbat

Eylül 09, 2017 0

Neredeyse hepimizin doğum tarihi belli fakat kimimizin doğup doğmadığı, kimimizin yaşayıp yaşamadığı belli değil. Kimimizi erkenden öldürmüşler kimimiz zaten hiç yaşamamış!..  
Yine dönek olup devrana ayak uyduranlar huzurlu yine iki yüzlü insanlar mutlu mesut... 
Kimse kimseye inanmıyor, kimse kimseye güvenmiyor aslında.. 

Düzenine sokayım be dümeni kırık dünya!
Hiç kimse kimsenin kimsesizliğini giderecek kadar kimsesi olamıyor kimsenin!.. 

9.9.2017 / - KaramsarKorkuluk


Gece'ye

Ağustos 20, 2017 2

gece bir başka severim seni 
insanlar usulca yataklarında uyur
sokaklar boşalır, caddeler tenhalaşır
rüzgar kimseye değmeden kokunu taşır
her gece kokun tenime karışır, ruhuma bulaşır
çamura düşmüş bir çocuk gibi uyanırım uykumdan
gece bir başka severim seni
senin haberin bile olmaz...

20.8.2017 / - KaramsarKorkuluk


Yangın Yeri Ömrüm

Ağustos 12, 2017 0

ıssız bir dağ başında bir avuç kuru ot olmalıydım ben
belki bir gece yanan bir kibrit düşerdi üzerime
belki bir kaç dakikada kül olurdu varlığım
belki bir meltem savururdu küllerimi düşler ülkesine
belki bu kadar acı çekmez daha az yanardım o vakit
belki kavrulmazdı yüreğimde güven duygusu
belki kaybolmazdı gözlerimden huzur buğusu
belki kurumazdı ağlamaktan göz pınarlarım...

ben büyüdükçe yaktılar ömrümü madımak gibi
ömrüm yandıkça büyüdüm yangın yerinde
yangın yerinde büyüdükçe daha çok kavruldu yüreğim
viran ömrümde kavradım insan olmanın gereğini
bir söz verdim kendime insan kalacağıma dair
insan kalabilme savaşımda vurdular çocuk yüreğimden
insan oldukça daha fazla kırdılar kolumu kanadımı
bir gün düştüm yere mezopotamyalı bir kız çocuğu gibi
etrafıma baktım ömrümde her yer yangın yeri
yangın yerinde düşen çocuk usulca ayağa kalktı
sanki yaşlı ihtiyar bir adam gibi
ihtiyar adamın kalbi dakikada yüz doksan altı kere attı
ve yere yığıldı simitçi bir çocuk gibi gözleri yaşlı...

işte o an fark ettim yangın yerinde insan kalabilenlerin
bu hayatta insan gibi yaşayabilmeleri çok zormuş!...

12.8.2017 / - KaramsarKorkuluk

→ 
70 - 300 BPM arası kalp ritimleri

Konuşarak Susmak

Ağustos 07, 2017 0

Bazen çok konuşmak bile bir susma biçimidir.. Bazı insanlar aklındakileri susar, yüreğindekileri susar, gözlerinden akan yaşı susar ama sürekli konuşur. Dünyanın halini anlatır, memleketin halini anlatır. Hiç durmadan anlatır. Hatta o kadar hızlı anlatır ki bazen ne anlattığını bile unutur. Bazen konudan konuya atlar, bazen bi anda susup afallar..

Benim yaralarım var diyemez, beni çocukluğumdan vurdular diyemez, gençliğimi katlettiler diyemez, geleceğimi çaldılar diyemez.. Ben artık sevmekten korkuyorum diyemez, seni seviyorum diyemez... Yıllarca o kadar çok susmuştur ki susmaktan bıkmış fakat anlatmanın yolunu bulamamıştır. Belkide hayatını anlatmaktan aynı yerlerden yeni yaralar almaktan korktuğu için, yeni bir susma biçimi olarak çok konuşmayı hatta bazen boş konuşmayı ama asla içindekileri konuşmamayı seçmiştir...

Çok konuşan insanların gözlerine bakın, içinde hüzün görüyorsanız SUS demeyin.
O insanın yıllardır nelere sustuğunu tahmin bile edemezsiniz.


6.8.2014 / - KaramsarKorkuluk

Sevginin Denklemi

Haziran 19, 2017 2
"Ya sen bana fazla gelirsin yada ben sana eksik kalırım... 
Ben sevdadan yana yasaklı bir adamım..."

Kapım herkese kilitli, sana hep açık. Aslında kapım herkese aralık fakat ben onlara sürekli kilitli tuttuğuma dair yalan söyledim, içeri girip dengemi bozmasınlar huzurumu kaçırmasınlar diye.  Aslında hiç sevmem yalanı kolay kolayda söylemem, yani söylediğim yalanlar hiç denecek kadar azdır  fakat insan kimi zaman boşluğa düşüp hata yapabiliyor. 

Sen hiç bir zaman benim hatam olma sakın, ne varlığınla nede yokluğunla. 
Sana yalan söylemek istemem, benim dünyam koskocaman kalabalık yalnızlıktan ibaret, etrafımda onlarca hatta yüzlerce insan olsa da yıllardır ruhum ve yüreğim hep yalnız yaşadım.

Kapım herkese kilitli bir sana açık, sen yinede sakın girme içeri kalabalık yalnızlığına sıkı sıkıya sarılmış bir adam görür üzülürsün, etrafımdaki kalabalığın içine girsen dayanamaz boğulursun. Sanırım bu dünyada iyi hesap bilmek bir işe yaramıyor, benim hayat konusunda hiç bir zaman hiç bir hesabım tutmadı. Belkide bu yüzden birini yada bir şeyi sevdiğim zaman hesapsız seviyorum... 

Zamanla ya sen bana fazla gelirsin yada ben sana eksik kalırım, ben sevdadan yana yasaklı bir adamım. Sonucu içinde saklı bir problem olurum hayatında, gün geçtikçe anlamını yitiren. Bu yaşıma kadar kimsenin ayağına dolanıp ayak bağı olmadım ama senin yüreğine dolanırım sualsiz, gönül bağın güçlenir içerinde yüz binlerce çiçek açar, öyle çok severim ki seni farkına varamadan ilgiden boğulursun ve bir zaman sonra çekip gidersin...

Oysa benim aradığım şey ömürlük bir huzur, bir gün çekip giden biri kalana nasıl huzur verebilir ki? Yine söylüyorum ya sen bana fazla gelirsin ya ben sana eksik kalırım, dedim ya hiç bir zaman hiç bir hesabım tutmadı hayat konusunda. Hayatı hesapsız yaşarım ama kuralsız asla ve katı gelir benim kurallarım sana...

Unutma, kapım bir sana açık herkese kilitli. 

Sen...  Sen yine de... 


Girme içeri, sevme beni... 


Ya sen bana fazla gelirsin yada ben sana eksik kalırım... 


Ben sevdadan yana yasaklı bir adamım...


Ya üzülürsün, ya boğulursun... 


Sana hiç kıyamam ki...


19.06.2017 - KaramsarKorkuluk


Kimsesiz Çığlık

Mayıs 14, 2017 0

Sesi yoktur kimsesizliğin, 
gecesi ve gündüzü olmadığı gibi. 
Sadece sahibinin kulağını tırmalayan 
sessiz bir çığlığı vardır, hiçlikten oluşan. 

Her sabah yeni bir güne uyanırken dünya, 
kimsesizler uykusuz gözleriyle 
yeni bir ölüme uyanırlar çığlık çığlığa...

13.5.2017 / - KaramsarKorkuluk

Gece Saçlım

Nisan 28, 2017 0

Sen bir gecenin kaç saat olduğunu biliyor musun?
Seninleyken akıp giden, sen yoksan yakıp geçen. . .

Kaç gece uyuduk seninle saymadım
Kaç gece bir kediyi sever gibi okşadım saçlarını
Kaç gece bir bebeği öper gibi öptüm başını bilmiyorum. . .

Ve sen;
Kaç gece tenine elimi bile sürmeden, kokuna teslim oldum
Kaç gece dudaklarım dudaklarına değmeden senin oldum
Kaç gece yeniden gelmeni bekledim bilmiyorsun. . .
Belkide fütursuzca aittik birbirimize
Bir yabancının, bir yabancıya ait olduğu kadar
İşte hepsi bu. . .

28 Nisan 2017 / - KaramsarKorkuluk


Yabancı

Nisan 19, 2017 0

Bugün bir karar verdim
Hayatımda yabancı istemiyorum

Ne zaman bir yabancı tanısam
Gözbebeğinde hüzün görüyorum

Ne zaman bir yabancı tanısam
Yüreğinde kasırga buluyorum

Ne zaman bir yabancı tanısam
Alıp bağrıma basasım geliyor

Ne zaman bir yabancı tanısam
Ağrısını ağrıma katasım geliyor

Ne zaman bir yabancı tanısam
Önce alıştırıp, sonra gidiyor

Ve ne zaman bir yabancı gitse
Ben kendime yabancı kalıyorum

Bugün bir karar aldım 
Hayatımda yabancı istemiyorum!..

19.4.2017 - KaramsarKorkuluk

Ambulans Sirenleri

Şubat 25, 2017 2

Ambulans sirenleri neden acılı bir insan çığlığına benzer? 
İçimi acıtan şey ambulans sirenleri mi? 
Acı çeken insanlar mı? 
Beynimdeki deli kasırga mı? 
Gözlerimdeki dinmeyen sessiz çığlıklar mı? 
Yoksa tükenmek bilmeyen merhametim mi? 

Bilmiyorum hiç bir şey.. 
Hiç bir şey bilmiyorum... 
İnsanları anlamıyorum doktor... 
Ben insanları bir ketiapin kapsülü kadar dahi sevemedim!..

25.2.2017 / - KaramsarKorkuluk

Hasta Ruhlar

Şubat 17, 2017 7

Yıllar önce zaman zaman aynı arkadaş ortamında karşılaştığımız muhabbeti hoş, güler yüzlü ve yüreğinin kapılarını aralayıp hayatında bana yer vermeye hazır bir kadın vardı. 
Fırsat buldukça yakınımda oturup hoşlandığını belli etmeye çalışırdı,
ikimizinde kalıpları çok farklıydı fakat o bunun farkında değildi.

Farklı olduğumuzun farkına varması için hiç bir zaman arkadaştan öte bir muhabbete girmeme rağmen, bir gün beni kendine yakın bulduğunu söyledi ve içindeki duyguları anlatmaya başladı. Aslında o bana değil, etrafındaki insanları güldüren, herkese bir şekilde faydası dokunan, insanların övgüyle bahsettiği, her ortamda sevilen, her zaman dimdik ayakta durankararlı, inatçı, neşe dolu, hiç bir şeyin hiç bir zaman hiç bir şekilde yıkamayacağını düşündüğü kişiye aşık olmaya başlamıştı. 

Yaklaşık on dakika bana duygularını anlattıktan sonra aramızdaki 
muhabbetin sonuna varmamızı sağlayan şöyle bir diyalog geçti;

- Sen ne güzel bir insansın, ne kadar güçlüsün, ne kadar kararlısın. Ben 
hayatım boyunca senin gibi bir insan tanımadım, kim bilir daha bilmediğin ne güzel yönlerin vardır, söylesene nasıl bir insansın sen?

- Hasta ruhlu bir adamım ben...

- Ha ha ha... Hiç olmadık anlarda insanı güldürüyorsun.

- Aslında gerçekler gülünmeyecek kadar acı ve siz her halta güldüğünüz için bende ortamı bozmamak adına içimdeki acılara inat sizinle beraber gülmeye çalışıyorum.

- Nasıl yani?

- Nasılı falan yok bunun ciddi ciddi hasta ruhlu bir adamım ben, senin gördüğün yada tanıdığın gibi değilim, hatta az önce anlattığın kişi bile ben değilim. Mesela bir gece gelip odamın penceresinden habersizce beni izlemiş olsan, döktüğüm gözyaşlarından haberin olsa o herkesin karşısına cesurca dikilen boylu poslu yıkılmaz sandığın adam aslında insanlardan nasıl korkuyor bir bilsen, az önce ne kadar güçlü olduğumu değil ne kadar güçsüz olduğumu anlatırdın. Çünkü bu dünyada senin ve senin gibi insanlar için ağlayan bir erkek her zaman için güçsüz bir erkektir... 

Şu an yirmi altı yaşındayım, inan bana çocukluğumdan beri yaklaşık on beş senedir yüzümde bir maskeyle dolaşıyorum ve etrafımdaki insanların gözünde özgürlüğüne düşkün, inatçı, asi, kararlı, bir çok şeye boş vermiş, sözü dinlenen, yıkılmaz bir insan oluyorum ve bu hepinizin hoşunuza gidiyor. Fakat benim hiç hoşuma gitmiyor ve bu durum beni aşırı derecede yoruyor.

- Sen böyle biri olamazsın, ciddi değilsin kendinden uzaklaştırmak için böyle konuşuyorsun, istemiyorsan istemediğini açıkça söyle de gideyim.

- Hala dışarıdan gördüğün şeye inanamaya devam ediyorsun, çünkü senin gördüğün gibi biri olmamı ve o şekilde seninle olmamı istiyorsun. Ayrıca daha gelmeden gitmeye niyetli olan bir insanın benim hayatımda zaten yeri yok, 
kusura bakma ama benim hayatımda varlığımda sana ağır gelir. 

Muhabbetin sonu bu şekilde bitmişti. Bu olaydan bir kaç sene sonra neredeyse yirmi yıl evimin dışında her yerde kullanmak zorunda kaldığım o maskenin ağırlığına dayanamadığım ve bu durumdan çok sıkıldığım için, bir gün çıkarıp çöpe attım. 

Maske düşünce etrafımda dolanan insanlar bir bir uzaklaşmaya başladı, susmayan telefonum arada bir çalmaya başladı ve bu durum benimde işime geldi. Etrafımda 
sadece ruhu yaralı bir kaç kişi ve onlarca kedicik kaldı. İnanın bir başına yaşamak maskeyle yaşamak kadar yormuyor insanı, hiç değilse kafam rahat.

Aslında ruhum 
hasta falan değil, benim ruhum ve yüreğim hem çocukluğundan hemde gençliğinden yana biraz fazla yara almış, işte hepsi bu...

O gün asıl hasta ruha sahip olan kişi tam karşımda oturuyordu ve hasta bir ruha sahip olduğu için yaralı ruhumun hasta olduğuna inanması uzun sürmedi. Oturup yaralı olduğumu anlatmaya çalışsam gözleri bunu anlayamayacak kadar kördü ve o dönemlerde etrafımdaki bir çok insanın ondan kalır yanı yoktu.

Bunca yıl sonra bu konuya değinmemin iki sebebi var. 


Birinci sebep ne yazık ki bu devirde insanların bir çoğu bencillik ve kibir dolu hasta ruhlara sahip ve bu çoğunluk her geçen gün inatla hızla çoğalmaya devam ediyor, içlerinde öyle bir bencillik ve vurdumduymazlık var ki zaman geçtikçe yavaş yavaş hepsinin yüreği kararmaya başlıyor.

İkinci sebep ise 
bir kaç hafta önce otobüste konudaki isimsiz kadınla karşılaştım, ayak üstü lafladık biraz. Kibirden gözlerini kaybetmiş, hasetten kalp damarları tıkanmış acil bir şekilde baypasa ihtiyacı var ve o hala bunu farkında değil...

Eskiden ruhu hastaydı, şimdi hastalık hastası olmuş...

17.02.2017 / - KaramsarKorkuluk